SLM CNM BEN NİHAL HİÇ SEX YAPMADIM KONUSU BİLE AÇILSA FENA AZIYORUM DENESEKMİ BİŞİYLER :)
NUMARAM: 0035 351 57 32

Beni evine çağırmıştı

hikayeleri büyük bir zevkle okuyop takip ediyorum size öncelikle
kendimden biraz bahsedeyim ismim Barış 24 yasındayım istanbulda
yasıyorum 1.81 boyunda/74 kilo agırlıgındayım siyah saclarım var. ela
gözlüyüm simdi hikayeme gecmek istiyorumO gün doğum günüm olduğu için
günler öncesinden beni evine davet etmişti, açıkçası cüretkâr tavırları
ve muhteşem vücudu, ayrıca ona olan sonsuz aşkımla bu davete hayır demem
asla mümkün değildi. O gün geç kalkmama rağmen bu onunla geçireceğimiz
muhteşem dakikalar için heyecanlanmadığım anlamına gelmiyordu. Heyecanla
duş aldım, saçlarımı taradım veparfümümü sıktım. Geçen gecenin
neredeyse tamamını onu düşünerek geçirmiştim zaten. Hemen evi terk ettim
ve onun evine doğru yola çıktım. Kalpatışlarımla birlikte adımlarım da
hızlanıyordu. Sonunda kapıya vardığımda kendimi susturmak için birkaç
dakika beklemek zorunda kaldım; en sonunda zili çaldım. Beni bekleyenin
bu kadar güzel bir kadın (kadın demeye bin şahit ister, sanki bir melek)
olduğunu nereden bilebilirdim. Kapının açılmasıyla birlikte acaba 11
katı merdivenden daha hızlı çıkabilir miyim diye sordum kendi kendime,
ama en sonunda enerjimi saklamam gerektiğine inanıp ve biraz daha gerçek
dünya insanı olup asansörü tercih ettim. Katlar tükendi ve kapı açıldı.
Manzara gayet cüretkârdı.Benim çok daha önceden hoşlandığım giysilerden
haberi olduğundan beni azdırıp, kendisine köle yapacaklarını seçmişti
ve bunda başarısız olduğunu söyleyemezdim. Omuzlarından sırtına kadar
dökülen upuzun saçları, gözlerindeki siyah kalem ve yüzünün kendi
güzelliğiyle birlikte, altında lacivert bir kot etek ve bacaklarında
bacaklarının güzelliğini perçinleyen siyah jartiyerler vardı. Üstündeki
göğüs dekolteli kırmızı tişörtünü saymazsam sanırım göğüslerine
haksızlık etmiş olurum. Fırladığında beni venüse kadar gönderebilecek
kadar yakıta sahip olduğuna inandığım bir çift füzenin bu kadar kolayca
saklanamayacağını biliyordum. quot;İçeri girmez misin?quot; dedi bir
anda ince ama bir o kadar çekici bir ses, beni içinde bulunduğum düşten
çekip çıkardı. Aslında düşler dünyası güzeldir, ancak iş bedensel
paylaşıma gelince gerçek hayatı tercih etmek sanırım birçok kişi için
kaçınılmaz ya da tercih edilesidir. İçeri girip ayakkabılarımı
çıkartmamla birlikte beni elimden tuttu ve odasına götürmeye başladı.
Aslında o görüntüsüyle o beni götürmese bile ben onu sürüklerdim ya
neyse. Şaraplarımızı kadehlerimize doldurmuştu, her tarafta mumlar vardı
ve camda kırmızı rujuyla yazılmış sevgi ve seks dolu yazılar vardı.
Beni çıldırtmak için her numarayı yapacak gibi gözüküyordu. O yatağa
bense karşısındaki koltuğa oturmuştum. Bilerek arada sırada bacaklarını
aralıyor, bana aradaki o unutulmaz güzelliği sergiliyor, sonrada hiçbir
şey yokmuşçasına konuşmaya devam ediyordu.Bir yandan âdetâ emerek
yediği, daha doğrusu oynaştığı çukulatanın yerine koyduğum cinsel
organım artık benden ayrılıp tek başına egemenliğini ilan edebilecek bir
canlı boyutuna gelmişti ve bu da onun gözünden kaçmamıştı. Benim daha
ne kadar bekleyebileceğimi zannediyordu bilmiyorum, ancak bir kaç
dakikanın daha üstünde birşeyler tahmin ediyorsa yanılıyordu. Hayrete
düştüm fakat en sonunda oynaştığı çukulatayı yemeye kararverdi ve eli
boş kaldı. quot;Ne duruyorsunquot; dedi, seni orada bana bakasın diye mi
çağırdım buraya?quot; Bunun ne anlama geldiğini biliyordum; beynim mi
vücuduma, yoksa vücudum mu beynime komut verdi bilemiyorum ancak bir
anda kendimi yatağında yatarken ve ellerimi de onun bacaklarında buldum.
Yavaşça quot;Hişşştt. Önce bayanlarquot; dedi. Anlam veremedim.
Ellerimi itti, ve yavaşça öne doğru uzandı. Şortumu aşağı indirdi ve
sonra boxer`ımla birlikte vücudumdan ayırdı. Dudakları kasıklarımda
dolaşıyor, zevksuyumla ıslanan hayalarıma çarpan sıcak nefesi beni bu
dünyadan alıp başka alemlere götürüyordu. Dilinin ıslaklığını hissetmek
için beklediğim süre çok uzun değildi. Bir anda bütün erkekliğimi onun
ağzına hissettiğime inanamadım, demek ağzı göründüğü kadar küçük
değildi. Eteği kıvrılmıştı, altından muhteşem kalçalarını ve güzelliğini
anlatmaya yetmeyecekve ona sıfat olamayacak kelimelerin yanında
anlamını yitirdiği incisini farkettim. Jartiyerli bacaklarını indirip
kaldırıyordu, tanrım, sanki liseli bir kız gibiydi. Bu kadar olgun ve
aynı anda bu kadar çıtır oluşu. Aynı anda 1000 kadınla sevişsem bu kadar
kendimi kaybetmezdim sanırım.Ayaklarını yüzümde dolaştırıyordu,
dudaklarıma getirip çekiyordu, burnuma getirdi, parfümünden kokuyordu.
Sonra yavaşça kalçasını suratıma doğru getirdi ve o muhteşem güzelliğini
benim ağzıma sundu. Dil kaslarımın bu kadar gelişmiş olduğunu
bilmiyordum, bilim adamlarının dil kasının vücuttaki en güçlü kas
olduğuna dair yaptıkları açıklama doğruydu sanırım. Onun içinde yavaştan
hızlıya dolaştırdığım dilimin çıkarttığı sesleronun ince ve kısık
çığlıklarıyla birleşiyor, asla ve asla gören kimsenin tepkisiz
kalamayacağı bir mozaik oluşturuyordu. Benim patlamaya hazırbir bomba
olduğumu o da biliyordu ve derken boğazına kadar doldurmamla ufak bir
şok yaşadı ve yutamadığını halıya tükürdü. Bana attığı sinsi gülüşünde
dudağından aşağı sallanan erkeklik suyum bir anda ışıltıyla parladı.
Beni yalamaya ve boğazında sıkıştırmaya devam etti. Ağzını iyice
aşağılara indiriyor, sanki bir içecekten kamışla içeceği kadarını çeker
gibi yavaş yavaş çekiyor, bırakıyor, sonra birden çene ve boynuyla
yukarı ve aşağı hareketlenmeye başlıyordu, buna kayıtsız kalmak mümkün
değildi; dimdik olduğumu görünce sanırım onun da pek sabrı kalmadı ve
bana doğru geldi. Benim üstüme çıkışında bile bir gizem vardı;
bacaklarımız birbirine temas ediyordu. Bacaklarının pürüssüzlüğüyle
birleşen jartiyerlerin kayganlığı beni deli ediyordu. Birbirini
delicesine arzulayan iki varlık birbirine denk gelince kimsenin birşey
yapmasına gerek kalmadı ve kendimi onun en derininde buldum. Şimdi
hızlandıkça biraz önce kısık olan inlerinin yükselişi ve kulağıma gelişi
daha da artıyordu. Devam ederken eğildi ve beni ateşli bir şekilde
öpmeye başladı. Kulağıma fısıladığı sözcükler beni adeta şaha kaldırdı;
hani atların organları büyük olur derler ya, açıkçası o anda bir at mı
yoksa bir insan mı olduğuma sadece cinsel organıma bakarak kimse karar
veremezdi. Benim üstümde zıplayışlarının şiddeti arttıkça geldiğini
hissediyordum, ayaklarımı geri çekip iyice hızlandım ve en sonunda
bacaklarımın arasındaki volkan lavlarını ona boşalttı. Onun yüz
ifadesinden hiç beklemediği kadar tatmin olduğu anlaşılıyordu. Halbuki
benim doymaya niyetim yoktu.Onun altından çıkıp onu ters çevirmemle
şaşkına döndü, bunu hiç beklemiyordu; quot;Hayır, daha fazlasını
istemiyorumquot; dedi; ancak benim cinsel organım nasıl bir atınkine
döndüyse, sanırım kulaklarım da seksenlik bir dedeninkilere dönmüştü ki
hiçbir şey duymuyordum, duysam da anlamıyordum. İncisinden akan sularla
ıslanan arka deliğini dilimle tanıştırdım,iyice yaladım, hayır diye
inlemesine rağmen kollarımla iki yanından tutmuş hareket etmesini
engelliyordum. Arka deliğini dilimle zorlamaya başladım ve işaret
parmağımı da misafirliğe yolladım. Bu hareketimle istemsizliği yerini
gizemli bir bekleyişe bıraktı. Ne yapacağımı merak ediyorolmalıydı,
ancak beklediğinden daha fazla acı çekmesinin mümkün olacağını hesaba
katmamış gibiydi. Zorladığımda zaten ıslak olan erkekliğim onun
dayanılmaz güzellikteki deliğinde kayboldu ve bir anda kanım çekildi,
kendimi kaybetmiştim. Çığlıklarına aldırış etmeden hızlanıyor, en
derinine kadar bastırıyordum. quot;Yeter artık, canım, canım çok
yanıyor.quot; demesine rağmen bir yandan da devam et demeyi ihmal
etmiyordu. Bu kız gerçekten çılgındı! Devam etmemle birlikte beni
sıkıştıran yumuşak duvarların davetine çekimser kalamayarak içine aktım.
Bunu gerçekten beklemiyordu, içinden ayrılmamla birlikte beni kendine
çekti ve quot;Bunu başkasınayaparsan ölürsünquot; dedi. Sanırım bu benim
için hayatımdaki en güzel sözdü. Onu bu kadar tatmin edebilmek
gerçekten güzeldi, ve benim için hayatımdaki en güzel doğum günü
hediyesi olduğunun herhalde o da farkındaydı.